Şehir Notları’ndan Alternatif Kıbrıs Rehberi

Kıbrıs’ın nam saldığı konuların başında bol denizli otel tatili, Serdar Ortaçlı, Ajda Pekkanlı konserler, eğlenceler, meraklısı için casinolar ve de tabi ki uygun fiyatlı içki alışverişi gelse de, burası aslında çok daha fazlasını bulabileceğiniz bir zenginliğe sahip. Bizim gibi keşfetmeye meraklıysanız, çok az yorularak Kıbrıs gezinize renk katabilirsiniz. Bol bol denize girmek, Bellapais’te günü batırmak, akşamları Girne Limanı’nda dolanmak yine yapacak listenizde yerini alsın tabi ama tatilden biraz daha farklı anılarla dönmek için önerilerimize bir göz atın deriz.

Yalnız bir not, çok sıcak havalarda bu lokasyonlara gitmek sizi biraz zorlayabilir. Haziran ya da Eylül, Ekim ayları Kıbrıs’ta alternatif geziler için en ideal zamanlar.

Yeşilırmak’ta çilek tarlaları

Çiçekle böcekle aranız iyiyse bu seçenek tam size göre. Lefke’nin Yeşilırmak bölgesindeki çilek tarlalarına gidebilirsiniz. Tarlada zaman geçirip, kendi çileğini toplamak ayrı bir keyif veriyor insana. Toprağa dokunuyorsunuz, bir tane yiyip, iki tane sepete atıyorsunuz. Ve çilekler öyle böyle değil, gerçekten lezzetli. Tadı eskiden pazarda Osmanlı çileği diye satılan, kokulu minik çileklere benziyor. Tarlaya girip çilek toplamak istediğinizde kişi başı 20 TL ödüyorsunuz. Topladığınız çilekleri de yanınızda götürüyorsunuz. Biz hemen girişte soldaki Luman Çilek Bahçesi’ne gittik. Buraya kadar giderseniz mutlaka kendi yaptıkları ceviz macunundan alın. Küçük kavanozu 30 TL, büyük olanı 60 TL. Biz küçükten aldık ama sonra pişman oldum. Şehir içinde satılanlardan çok daha lezzetli.

Yeşilırmak’a Girne’den ortalama 2 saat araba mesafesi var. Yollar bir süre sonra dar ve virajlı oluyor, Kıbrıs’ta trafik sağdan olduğu için bu yollara bilen biriyle gitmenizi öneririz. Buraya giden turlar da var, bir tanesine katılıp ulaşım konusunu turla da çözebilirsiniz.

Enfes kahvaltı, Pendaya Eko Garden

Kıbrıslılar yeme-içmeye meraklıdır. Pazar günleri genellikle ailece mangal aktivitesiyle geçer. Hal böyle olunca, Kıbrıslıların açtığı mekanlara da bu ilgi ve alaka yansıyor tabi. Pendaya Eko Garden ile bir süre Kıbrıs’ta yaşamış olan çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın tavsiyesiyle gittik. Mekanın sahibi sevgili Deniz, annesinin hazırladığı kahvaltıları koskoca bir bahçede buluşturuyor misafirleriyle. Sadece kahvaltı da değil, kleftiko Türkçe adıyla küp kebap, Kıbrıs köftesi gibi leziz yemekler de yapıyorlar. Benim oradaki favorim ballı hellim böreği. Sıcacık geliyor, üstüne bal döküp yiyorsunuz. Bir tadınca gerisi geliyor, kendinizi durduramıyorsunuz. J Ayrıca bahçede tavuklar, horozlar, keçiler, tavşanlar özgürce dolaşıyor. Doğaya doymak istediğinizde iyi bir alternatif.

Karmi Köyü ve dillere destan bahçeleri

Eski bir Rum köyü olan Karmi’ye gidip sokaklarında zaman geçirebilir, bol bol fotoğraf çektirebilirsiniz. Gitmişken bir soluklanmak istediğinizde, sizi bekleyen güzel mekanlar da var. Bunlardan biri Spot. Spot manzarayı tepeden gören harika bir terasa sahip.  Buz gibi biranızı, limonatınızı alıp burada saatler geçirmeniz mümkün. Öyle ki biz kendimizi manzaraya oldukça kaptırdık ve neredeyse uçağa geç kalıyorduk. :/ Spot dışında akşam yemeği için Levant Restaurant’a gidebilirsiniz.

Karmi’nin hikayesinden bahsedecek olursak, burası şu anda tamamen İngilizlerin yaşadığı, 1870’lerde aristokrat hayat süren İngilizler’in kendilerine gösterişli bahçeler içerisinde tatlı villalar inşa ettiği, sokaklarında gezerken “keşke benim olsaaa” kıvamında cümleler kurduran bir köy. O güzel evlere bol bol nazar ediyorsunuz köyün sokaklarında gezerken. Köyün nüfusu 50-55 kişiymiş, o günlerden bugünlere bozulmadan gelmiş. Beşparmak dağının eteklerine kurulu olduğu için havası çok temiz, şehrin içinden 2-3 derece daha serin. Ben Kıbrıs’a yaklaşık 10. gelişimde gittim buraya ama benim gibi fotoğraf çektirmeyi ve çekmeyi seviyorsanız, gitmek için benim kadar beklemeyin derim. Çünkü sokaklarında film karesini aratmayan anlar yakalayabilirsiniz.

Bir Kıbrıs efsanesi Kapalı Maraş

Kıbrıs’ta deniz deyince en iyisi her zaman Magusa bölgesi. Maraş da bu bölgeye dahil, turkuaz renkli efsane denizi olan bir bölge. Kapalı Maraş’a gitmek ise ayrı bir konu çünkü orası askeri bölge ve askeri kartınız ya da özel izniniz yoksa giremiyorsunuz. Tabi bu durum o denize girmek için engel değil çünkü hemen yanındaki Palm Beach Otel’in denizi de aynı güzellikte.

Kapalı Maraş ise tam bir hayalet şehir. Orayı özel kılan durum, 1950’lerde Sophia Loren, David Bowie gibi isimlerin tatilini geçirdiği lüks bir tatil beldesi olması. Savaş sırasında ise herşey olduğu gibi bırakılıyor, Alfa Romeo dükkanları, üzerine bomba düşmüş yıkık evler, açılışı tam da o gün yapılacak olan otel, hepsi şu anda hayalet şehir tadında bekliyor. Tampon bölge olarak tanımlandığı için de askeriye kontrolü altında. Sadece iki bina günümüzde konaklama amaçlı kullanılıyor. Çok az insan olan bir bölge olduğu için, denizi, kumsalı tek kelimeyle mükemmel. Beyazdan turkuaza bir suyu var. İnsanlar doğaya hiç dokunmasaydı, dünya ne kadar güzel bir yer olurdu fikrini getiriyor akıllara. Sokak aralarında dolaşmak, fotoğraf çekmek yasak. Ama denizden gördüğünüz hayalet şehir manzarası bile içinizi gıcıklamaya ve burada yaşanmışlıkları düşünmeye dalmanıza yetiyor. Bu arada Netflix’teki Dark Tourist belgeselinde gizliden gazeteci David Farrier buraya denizden yüzerek girmeye çalışsa da başarılı olamamıştı. O bölgede asker tanıdığınız varsa, girmek için yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Ya da dediğim gibi hemen hemen aynı güzellikteki denize hemen yanındaki Palm Beach’te gidebilirsiniz.

Geleneksel Kıbrıs gecesi için Archway

Archway’i daha önce de önermiştim ama uzun zamandır gitmiyordum. Bu sefer gittiğimde tekrar bir akşamı buraya ayırdık. Kıbrıs’ın geleneksel lezzetlerini tadabileceğiniz, keyifli manzarası ve güzel atmosferi olan bir yer. Geleneksel kıyafetleri giyen garsonlar size sırayla servis yapmaya başlıyor. Kıbrıs mezeleriyle başlayan sunum, Kıbrıs’ın meşhur macun tatlılarıyla sona eriyor. Gabbari (kapari turşusu), zeytin kızartma, humus, çakızdes (Kıbrıs’a özgü bir zeytin), sucuklu pide, şeftali kebabı sunum boyunca gelecek lezzetler arasında en sıra dışı olanları. Ayrıca etleri de oldukça lezzetli. Kıbrıs lezzetlerini tatmak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim.

Lefkoşa’da Rıfat Ağa’nın Yeri’nde Humus & Şeftali Kebabı

Lefkoşa Kıbrıs’ın başkenti olmakla birlikte iş yerlerinin, Büyük Han, Bandabulya gibi meşhur hanlarının, Güney Kıbrıs sınırının olduğu bölge. Buraya bir iki kez geldiyseniz bir daha gitme ihtiyacı hissetmezsiniz genelde. Özellikle yaz sıcağında pek çekilmez oluyor. Ama humus çorbası ve şeftali kebabını çok iyi yapan Rıfat Ağa’nın Yeri bu fikri değiştiriyor. Benim için biraz iddialı bir lezzet olan şeftali kebabını (adının şeftali olduğuna bakmayın, mumbar gibi kalın bağırsaktan yapılıyor, içine köfte harcına benzer bir harç konuluyor.) yediğim en iyi yer burasıydı. Mekanla ilgili fazla beklentiniz olmasın, tamamen salaş, esnaf tipi bir yer. Ama humus çorbasını da, şeftali kebabını da çok iyi yapıyor.

Magusa’nın e iyi restoranı The Palm House

Özellikle Magusa’ya denize girmeye gittiyseniz, dönüşte akşam yemeğinizi burada yemeden dönmeyin derim. Geleneksel Kıbrıs yemekleri yapıyor burası da. Magarina Bulli (tavuklu makarna), Kıbrıs köftesi, Pirohu (bizim mantının peynirli versiyonu), kleftiko (küp kebabı gibi, etler en az 5-6 saat fırında kalıyor), ballı hellim böreği, kabak çiçeği dolması burada deneyebileceğiniz özel lezzetler arasında. Mekan yalnızca Pazartesi günleri kapalı, diğer günler açık.

Bu seferki Magusa gezimiz maalesef Pazartesi’ye denk geldi ve yemeği es geçmek zorunda kaldık. Ama o güzel lezzetleri unutmuş değiliz, darısı bir dahaki sefere.

Yaşayan tarih Cümbez ağacı 

Kıbrıs’ta beni en çok etkileyen doğal güzelliklerden biri yaşayan tarih “cümbez ağacı”. Ağaç Magusa’da Lala Mustafa Paşa Camii’nin girişinde yer alıyor. Kendisi Kıbrıs’ta yaşadığı bilinen en yaşlı ve canlı ağaç olmakla birlikte, dikiminin 1298 yılında St Nicholas Katedrali’nin (şimdi ki Lala Mustafa Paşa Camii) inşaatı sırasında yapıldığı düşünülüyor. Ağacı görünce önünde saygıyla eğilmek ya da ona gidip kocaman sarılmak geliyor insanın içinden. Nitekim ben de ağaca sarılıp bu pozu vermekten kendimi alamadım.

Luzinyan döneminde gotik mimariyle yapılmış olan Lala Mustafa Paşa Camii ise gitmişken muhakkak görülmesi gereken eserlerden. Binanın mimarisi çok etkileyici. Geçmişte birçok kral ve kraliçenin taç giyme töreninin yapıldığı bina 1574’te Osmanlı’nın Kıbrıs’ı ele geçirmesinin ardından minare eklenerek cami olarak kullanılmaya başlanmış. Caminin bahçesinde “Herkes Ölümü DATACAKTIR” yazan cenaze arabasını gördüğünüzde, Kıbrıslıların tatlı Türkçesi’yle yazım dilinde de tanışmış oluyorsunuz.

Buraya geldiğiniz yine aynı meydandaki Nazım Hikmet zindanı da, 50 adım ötenizde sizi bekliyor olacak. Onu da görmede gezinizi tamamlamayın derim.

 

Summary
Article Name
Şehir Notları'ndan Alternatif Kıbrıs Rehberi
Description
Bol bol denize girmek, Bellapais’te günü batırmak, akşamları Girne Limanı’nda dolanmak yine yapacak listenizde yerini alsın tabi ama tatilden biraz daha farklı anılarla dönmek için önerilerimize bir göz atın deriz.
Author

No Comments Yet.

Leave a comment